Viyana Kongresi
VİYANA KONGRESİ (1814 -1815):
Toplanma Nedenleri
Fransız İhtilali ve Napolyon savasları sonucunda, Avrupa’da 1789 yılı öncesine göre çok değisik bir statü meydana gelmisti. Özellikle 19. yüzyılın baslarından itibaren Napolyon’un kişiliği, çevresinde meydana gelen yeni devletler yapısı ve güçler dengesi, onun müttefikler karsısında yenilerek İmparatorluktan çekilmesi ile yıkılmıstı. Bundan sonra ise Avrupa, alt üst olmus siyasi haritası ve güçler dengesi ile, bir güçler bosluğu ve pek çok sorunlarla karsı karsıya kalmıstı.
Viyana Kongresi bunları çözümlemek, Avrupa’ya yeniden bir siyasi düzen ve sekil vermek için toplanmıstır. Aslında, müttefik dört büyük devlet (İngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya) arasında, daha önceden yapılan birtakım anlasmalarla Fransa’dan alınacak toprakların ne yapılacağı hakkında bazı kararlara varılmıstı. Ancak Napolyon’a karsı birlikte hareket eden bu devletler, onun siyasi hayattan çekilmesinden sonra, bu defa kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek birbirlerine düstüler. Bunun üzerine müttefikler, Viyana’da bir kongre toplayarak, Koalisyon Savasları’nda Fransa’ya karsı savasmıs veya bir ittifaka girmis olan bütün Avrupa devletlerinin bu kongreye temsilci göndermelerine, bu genis kapsamlı kurulda verilecek kesin karara göre, Avrupa’nın yeni siyasi seklini düzenlemeye karar verdiler.
Kongreye daveti, kongrenin yapılacağı devletin baskanı olarak Avusturya-Macaristan Đmparatoru yaptı. Kongre baskanlığına da bu devletin Basbakanı Prens von Metternich seçildi. Kongreye; Đngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya, Fransa gibi büyük devletlerle birlikte Đspanya, Portekiz, Đsveç ve diğer yedi devlet ve otuzaltı Alman Prensliği temsilci gönderdiler. Böylece hemen hemen bütün Avrupa devletleri Kongre’ye katıldılar. Sadece Osmanlı Devleti ile Papalık Viyana’da gözlemci bulundurmakla yetindiler. Viyana sehri, Rus Çarı, Avusturya Đmparatoru, Prusya Kralı gibi hükümdarlar ve dönemin pek çok ünlü diplomatıyla doldu. Ancak, gelecekleri hakkında karar verilecek toplumlar, kongrede temsil edilmediler. Viyana Kongresi’nin Temmuz 1814’de açılması kararlastırılmıstı. Daha sonra Kongre’nin açılması 1 Ekim
1814 tarihine ertelendi. Nitekim Kongre, bu tarihten itibaren çalısmalarına basladı, ancak, hiç bir zaman genel kurul halinde birlesim yapamadı. Görüsmeler; Almanya’nın, Đtalya’nın ve Belçika- Hollanda’nın geleceği, nehirlerdeki ulasım, köle ticareti gibi sorunlara göre meydana getirilen komisyonlarda yapıldı. Bu komisyonlarda ise her ülke kendi çıkarına göre bir düzenleme ve sonuca gitmek istediğinden, görüsmeler çatısmalı ve uzun sürdü. Böylece, dünyanın ilk büyük ve genis kapsamlı uluslararası kongresinden hemen bir sonuç alınamadı. Bunda büyük devletlerin tutum ve davranısları önemli rol oynadı.
Büyük devletlerin bu Kongre’den bekledikleri söyle özetlenebilir: İngiltere; her seyden önce deniz ve ticaret üstünlüğünü sürdürmek, bunları daha da güçlendirmek, adasının güvenliğini sağlamak istiyordu. Bunun için, Koalisyon Savasları sırasında Đspanya, Portekiz, Hollanda’dan ele geçirdiği sömürgeleri elinde tutmak amacındaydı. Ayrıca 1807 yılında kendisi zenci ticaretini kaldırmıstı. Bunu kongrede genellestirerek bir karar halinde çıkarttırmak istiyordu. Diğer taraftan İngiltere, kendi adasını ve çıkarlarını güvenlik altına almak için, Avrupa’da dengeli bir statünün kurulması pesindeydi. Bunun için de özellikle Fransa ve Rusya’yı belli bir düzeyde tutmak istiyordu. Çünkü bu iki devletten Fransa deniz gücü ve ticaretiyle İngiltere’yi endiseye düsürüyordu.
Rusya ise, İstanbul ve Boğazlar hakkındaki sürekli istekleriyle, Doğu’da ken disinin yerini almakla tehdit ediyordu. Bu nedenle Đngiltere, Fransa’yı mümkün olduğu kadar küçültmek, Rusya’nın da Batı ve Güneye yayılmasına engel olmak emelindeydi. Avrupa’dan Britanya Adaları’na gelebilecek tehlikeleri önleyebilmek için de; bu çarelerin yanı sıra, denge unsuru olarak Belçika ve Hollanda’nın birlestirilmesi, Almanya prensliklerinin bazıları üzerinde de söz sahibi olmak amacındaydı. Prusya ise; bir kısmını elde edebildiği Ren bölgesinin ve Saksonya’nın tamamını ele geçirmek emelindeydi. Ayrıca daha önce Lehistan’a verdiği topraklarını gen almak, Alman Prenslikleri üzerinde nüfuzunu gelistirmek istiyordu.
Almanya’nın parçalanmıs olarak bırakılması ise, hemen her devletin ortak isteği idi. Çünkü birlesik bir Almanya büyük bir güç demekti. İtalya da, aynı sekilde parçalanmıs olarak kalacaktı. Avusturya ise; İtalya’da ve Almanya’da nüfuzunun güçlü sekilde devam etmesini istiyordu. Diğer taraftan, ileride Rusya ve Fransa’nın tehdidi altına düsmeyecek bir statünün kurulması pesindeydi. Bunun için de Belçika- Hollanda ve Ren bölgesindeki Alman Prensler vasıtasıyla Fransa’yı kontrol altında tutmak düsüncesindeydi. İsviçre ise tarafsız hale getirilecekti. Doğu’da, Rusya’nın egemenliği altında bulunan Lehistan’ın, yeniden kurulmasına ve sınırlarının daraltılmasına çalısılarak, Rusya mümkün olduğu kadar geri sürülecekti. Böylece devamlı olarak Rusların Tuna’ya saldırıları önlenecekti.
Diğer taraftan Prusya’nın fazla büyüyerek, Almanya içindeki dengenin, Avusturya aleyhine bozulmasına engel olunacaktı. Rusya’nın isteklerine gelince: Bu devletin istekleri, Đngiltere ve Avusturya’nın istekleriyle çatısıyordu. Bir defa Rus Çarı, Napolyon tehlikesini ortadan kaldıranın kendisi olduğu iddiasındaydı. Bu nedenle kendisi büyük paylar elde etmek pesindeydi. Varsova Büyük Dukalığı’nı ve eski Lehistan’ın bütününü istiyordu. Diğer taraftan Prusya’nın, Alman Konfederasyonu üzerinde nüfuzunu gelistirmesini, böylece Avusturya’nın karsısında kuvvetli bir devletin doğmasını arzuluyordu. Öte yandan Besarabya’yı Tuna nehrinin ağzını ele geçirmis olduğundan, Güney’e ve Doğu’ya yönelik fetihleri düsünüyordu. Görülüyor ki; Viyana Kongresi’nin açıldığı sırada, dört müttefik devlet, Avrupa’nın yeniden düzenlenmesi hakkında, çıkarları çatıstığından düsünce birliğinden yoksundular. Bunlar arasında ortak gibi görünen yalnız bir düsünce vardı: O da, kendilerinin ellerinde bulundurdukları yerleri, diledikleri gibi paylasmaktan kendilerine kimsenin engel olamayacağı düsüncesiydi.
Ne var ki, Avrupa’nın her yanından gelen temsilciler, bütün sorunlarda söz sahibi olmak istiyorlardı. Fakat Napolyon’u yenen dört büyük devlet (İngiltere, Yakınçağ Baslarında Avrupa (1789-1815) 37
Avusturya- Macaristan, Rusya, Prusya) buna yanasmıyorlardı. Bu devletlerin gerek kendi aralarındaki, gerekse diğer devletlerin birbirleri arasındaki bu anlasmazlıklardan da, Fransız temsilcisi ünlü ve mahir devlet adamı Talleyrand yararlanmaya çalısıyor ve bu anlasmazlıkları körüklüyordu.
Alınan Kararlar
Viyana Kongresi, yapılan komisyon görüsmeleri ile devam ederken ve daha henüz bunlardan bir sonuç alınamamısken, Napolyon, yukarıda belirtildiği gibi Elbe adasından Fransa’ya döndü ve İmparatorluk tahtına oturdu (20 Mart 1815 ). Bunun üzerine kongreye katılan devletler, Napolyon’u “barısın düsmanı” ilan ettiler ve görüsmeleri hızlandırdılar. Sonuçta, komisyonlarda alınan kararlar ile devletlerin kendi aralarında daha önce yapmıs oldukları anlasmalar birlestirilerek, “Sonuç Anlasması (Nihai Sened)” sekline getirildi ve bu metin, yedi büyük devlet yani Đngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya, Fransa, Đsveç ve Portekiz tarafından “Viyana Kongresi Kararlan” olarak 9 Haziran 1815’te imzalandı. Daha sonra diğer devletlerin de katıldığı bu kararların baslıcaları söyleydi:
1) Fransa’nın, ele geçirmis olduğu yerlerin hepsi elinden geri alınacaktı.
2) Saksonya Krallığı, topraklarının bir kısmını Varsova Büyük Du kalığına verecekti.
3) İngiltere; Malta’yı, Dyon Adalarını, Hollanda’ya ait Cape Coloni’yi, Seylân Adasını, Honduras, Güyan ve Trinidat adalarını ayrıca, Danimarka’dan Heligoland’ı alacaktı.
4) Rusya; Đsveç’den almıs olduğu Finlandiya ile, Osmanlı İmparatorluğu ‘ndan aldığı Basarabya’yı koruyacaktı. Ayrıca Varsova Büyük Dukalığı ‘nın önemli bir kısmını alacaktı.
5) Avusturya; Doğu Galiçya’yı, Lombardiya ve Venedik’i alacaktı.
6) Prusya; Varsova Büyük Dukalığı ‘na daha önce vermis olduğu Pozen bölgesini, Saksonya’nın ve Ren nehrinin batı kıyılarından Vestefalya’nın bir kısmını, topraklarına katacaktı.
7) Belçika ve Hollanda birlestirilecek ve Niederland devleti kurulacaktı.
8) Almanya’da; Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu devletlerinin bir çoğu ve Napolyon’un 1806’da kurmus olduğu Ren Konfederasyonu kaldırılacak; yerine 38 devletten meydana gelen Germen Konfederasyonu kurulacaktı. Konfederasyon’un merkezi Frankfurt’da bulunacak ve bir Diyet Meclisi tarafından yönetilecekti. Meclisin baskanlığını da Avusturya temsilcisi yapacaktı.
9) italya’da; Napoli’de eski haneden (İspanyol Bourbon) tekrar basa geçecek ve Sicilya’yı alacaktı. Nice, Savoie, Cenova, Piemonte Krallığına verilecekti. Ayrıca Modena, Toskana, Parma dukalıklarının basına, Avusturya hanedanına mensup kisiler getirilecekti. Papalık devleti yeniden kurulacaktı.
10) İsveç; Rusya’ya verdiği Finlandiya’ya karsılık, Danimarka’dan Norveç’i alacaktı.
11) İsviçre; 22 kantondan meydana gelen bağımsız ve sürekli tarafsız bir devlet haline getirilecekti.
12) Esir ticareti kaldırılacak ve bunun izlenmesi, öneri sahibi olan İngiltere’ye verilecekti.
13) Kongreye katılan devletlerin ülkeleri arasında sınır teskil eden veya bu ülkeleri boydan boya asan, yani uluslararası nitelikteki nehirler de, ticaret amacı ile yapılacak ulasım serbest olacaktı.
Kongre’nin ve Aldığı Kararların Sonuçları
Görüldüğü gibi, Viyana Kongresi’nde alınan bu kararlar ile Avrupa’da yeni bir statü doğmus oluyordu. Bununla : Fransa, ihtilalden önceki sınırlarına çekildi. Yeniden kurulan mesruti krallık diğer devletler tarafından kabul edildi. İngiltere; herseyden önce Avrupa güçler dengesini, kendi adasına doğrudan tehlike gelmeyecek sekilde, yani çıkarları doğrultusunda yeniden düzenledi. Bir defa, Belçika ile Hollanda’yı birlstirmekle, adası ile Avrupa arasında tampon bir bölge meydana getirdi. Ayrıca Heligoland, Malta ve Dyon Adalarına yerlesmekle; daha önce ele geçirmis olduğu Jersey adası ve Cebelitarık gibi stratejik Önemi olan yerlerle, âdeta Avrupa’yı bir çember içine aldı. Diğer taraftan deniz asırı yerlerde ele geçirdikleriyle de, denizasırı yollan kontrol altına alabilecek duruma geldi. Aynı zamanda denizlerdeki egemenliğini daha da güçlendirdi. Böylece, Avrupa’da ve açık denizlerde, genis anlamı ile dünyada birinci derecede söz sahibi devlet haline geldi.
Rusya; Napolyon savaslarında oynadığı roller dolayısıyla Viyana Kopgresi kararlarına yön veren devletlerden oldu. Doğu Avrupa’da ele geçirdiği topraklarla da Orta ve Güney Avrupa üzerinde etkili bir duruma yükseidi. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu; Kuzey Đtalya’ya ve Galiçya ile Doğu Avrupa’ya doğru yayıldı. Kongrenin Viyana’da yapılması ile de devletlerarası siyasette ayrıca itibar kazandı. Diğer büyük kazancı ise, Almanya’nın yine dağınık halde bırakılması ile, kurulan Germen Konfederasyonu’nun baskanlığını sağlaması oldu. Böylece Almanya ve Đtalya üzerindeki Yakınçağ Baslarında Avrupa (1789-1815) nüfuzunu sürdürmeyi basardı. Bu hali ile de Avrupa’nın geleceği üzerinde söz sahibi olan önde gelen devletler arasında yerini aldı. Prusya; sınırları içerisine kattığı topraklar ve Avrupa siyasetinde oynadığı rollerle elde ettiği etkinlik sonucunda büyük bir krallık haline geldi. Diğer Alman devletleri üzerindeki nüfuzu çoğaldı.
Almanya ve İtalya; yine parçalanmıs halde bırakılmakla, sadece birer coğrafya terimi olma niteliklerini korudular. Bunun yanı sıra, büyük devletlerin çıkar çatısmalarının yapıldığı birer alan olmakla devam ettiler. Böylece, büyük Avrupa devletleri (İngiltere, Avusturya-Macaristan Đmparatorluğu, Rusya, Prusya) kendi çıkarları doğrultusunda ve bu çıkarlarının uyusması oranında, Avrupa’nın siyasi haritasını ve güçler dengesini yeni bastan düzenlediler. Aldıkları bu kararları da diğer devletlere kabul ettirdiler. Bunu yaparken hak ve hukuk tanımadılar.Sadece kendi çıkarlarını düsündüler.
Bu nedenle kurulan düzen, özellikle çizilen sınırlar doğal olmaktan uzak kaldı. Kongrede, ihtilalin ortaya çıkardığı, Napolyon savasları ile yayılan ve artık toplumların malı haline gelen basta ulusçuluk, demokrasi olmak üzere diğer düsünce akımları da dikkate alınmadı. Viyana Kongresi; yukarıda açıklanan hususların yanı sıra, devletlerarası iliskilere de yeni boyutlar getirdi.
Bir defa, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İngiltere, Rusya, Prusya ve bunlara Fransa’nın da katılması ile bes büyük devletten meydana gelen grubun esas kabul edildiği yeni bir Avrupa güçler dengesinin temeli atıldı. Diğer taraftan Viyana Kongresi’ne kadar devletlerarasında genellikle ikili ilskiler esastı. Bu bakımdan devletler toplu olarak bir barıs düzeni kurmayı basaramamıslardı. Bu kongrede, devletlerarası alanda birbirleriyle danısmak ve uyusmak suretiyle bir barıs düzeni kurulmaya çalısıldı ve bunda basarı sağlandı. Bu da, iki taraflı diplomasi yerine, çok taraflı diplomasi metodunu getirdi. Böylece 19. yüzyıl boyunca görülecek olan “Konferanslar sistemi” veya “Kongre sistemi “ortaya çıktı. Bu aradada Avrupa’da bir kollektif güvenlik organizasyonu kurmak ihtiyacı ilk defa ifade edildi. Ayrıca uluslararası iliskilerde esitlik esasına dayalı diplomasi kuralları (Örnek olarak; diplomasi temsilcilerinin büyükelçiler, ortaelçiler ve diğer temsilciler, maslahatgüzarlar olarak üç sınıfa ayrılması; toplantılarda uyulacak protokol usulleri…) ile diplomasi hukuku da getirildi.
Diğer taraftan, Viyana Kongresi’nde bu esaslar üzerine kurulan yeni Avrupa haritası ve düzeni, o sıralarda uzun ve yıpratıcı savaslardan yorgun düsmüs olan Avrupa tarafından zoraki olarak kabul edildi. Nitekim, sürekli bir barısın sağlanması amacı ile yapılan Viyana Kongresi’nde alman kararlar, kongreden kazançlı çıkan dört büyük devletin dısında kalanlar tarafından tepki ile karsılandı ve ilk fırsatta ortadan kaldmlması gereken bir anlasma olarak görüldü. Bu da, Kongre’den sonra – ilerideki konularda görübeceği gibi Avrupa’da çok ve büyük olayların meydana gelmesine yol açtı. Bütün bu yönleri ile de denilebilir ki; Viyana Kongresi, Avrupa siyasi tarihinin yeni bir döneminin baslangıcı oldu. Bu haliyle Viyana’da kurulan yeni Avrupa statüsü, bazı değisikliklerle beraber, genel hatlarıyla Birinci Dünya Savası’na (1914’e) kadar sürdü.