Melamet
Melamet – Kınamak, anlamına gelir. Melamete düşmek kınanmaktır. Melameti ve Melami de, kınanan anlamına gelir. Tasavvuf zaman süreci içinde kurumlaşır. Halktan ve şeriat ehlinden ayrı, toplantı, oturuş ve ibadet yerleri, tekke, dergah, astane ve zaviyeleriyle ve ibadet tarzlarıyla, giyim kuşamlarıyla, hatta kullandıkları terimlerle, bağımsız bir sınıf teşkil ettikten, bir kuvvet haline geldikten, iktidar tarafından vakıflarla, ihsanlarla beslenmeye başladıktan sonra, bunları kabul etmeyen bir zümre meydana geldi.
Bunlarca, halktan ayrılmak, giyim – kuşam özelliği, tekke, zikir vs. tasavvufun ruhuna aykırı sayılmaktaydı.
Zikir ve riyazat, insanı hayallere götürür, halktan ayrılmak, adama benlik verirdi; vakıfla beslenmekse, halkm sırtından geçinmekti. Bunlar tasavvuf ve sufi adını bile kabul etmiyorlar, ayrı elbise, tekke vs. yi istemiyorlardı. Bunlarca, insanı tam olgunluğa (kemale) götüren, ancak aşk ve cezbeydi. Şeriata uyduktan sonra sohbet, aşk ve cezbe, aynı zamanda çalışıp kazanarak yemek ve yedirmek, halkın kınayışına aldırmamak, hatta kendini kınamak, kendini herkesten aşağı görmek gerekti. « Ey inananlar sizden, dininden dönen olursa, Allah öyle bir topluluk getirir ki, onları sever; onlarda O’nu severler; onlar, inananlara karşı alçalmışlardır, kafirlere karşıysa üstündürler. Allah yolunda savaşırlar ve kınayanın kınayışından korkmazlar. Bu, Allah’ın verdiği bir üstünlük ki, onu dilediğine verir ve Allah, lutfu bot mabuttur, her şeyi bilendir >> mealindeki V. surenin 54. ayetini ilke edinmişlerdi. Melametilerin bu ideolojilerinin, bilhassa çalışıp kazanmak esasını, yani iktisadi yönünü fütüvvet ehli temsil etmiş, esnafla sanat ve zenaat ehlini teşkilatlandırmıştı.