Fatih Sultan Mehmed

Fatih’in Eğitim Süreci

Bir insanın ilim, irfan ve terbiyesinin; aile, okul, toplum üçlüsünün ortak katkılarıyla gerçekleşebileceğini bilen Sultan İkinci Murat ve devrin hocaları, Şehzade Mehmed’in tahsiline büyük ehemmiyet vermişlerdir. Şehzade Mehmed’in ve aktif karakteri, hocası Molla Hüsrev’in tatlı sert eğitim metoduyla yönlendirilmiş, keskin zekâlı şehzade, başarıya kanalize edilmiştir. Molla Yegân, Molla Gürani ve Akşemseddin gibi hocalarının gayretleriyle Mehmed de küçük yaştan itibaren milli ve manevi hedefler aşılanmış, şehzadenin idealist, vatansever ve inançlı bir fert olarak yetiştirilmesi gaye edinilmiştir. Fatih büyük düşünen ve büyük hedefleri olan bir liderdi.

Gerçekleştirmek istediği ideallerinin büyüklüğü, azim ve gayretini kamçılamıştı. Hedeflerini gerçekleştirmek için gerekiyorsa geceler boyu uykusuz kalmayı göze almıştı. Sultan Mehmed’in hedefleri davası gibi büyük olmuş, ömrünü bu hedeflerini gerçekleştirmek için adamıştır. “Ya ben İstanbul’u alırım, ya da İstanbul beni alır.” sözü bunu net bir şekilde göstermektedir. Başarı için kendisine ve milletine güveni tamdı. Sultanın her şart ve durumda kendisine ve milletine olan güveni, aşılamaz denilen surları aşmasına ve zaferden zafere koşmasına imkân vermiştir. Nitekim Osmanlı ordularının Anadolu’da, Balkanlarda, İtalya’da, Kırım’da gerçekleştirdiği fetihler bu itimadın haklılığını ortaya koymaktadır. Başarı yolunda hiçbir şeyin kendisini yıldırmasına fırsat vermezdi. Fatih, “Suya düşenin değil, sudan çıkamayanın boğulacağını” bilen, içine düştüğü cendereden çıkış yolları arayan bir anlayışa sahipti. Nitekim Çandarlı Halil Paşa gibi bazı devlet adamlarının savaşa muhalefet etmesinin yanında Bizans’ın çetin savunması ve Türk donanmasının bir ara başarısız olması, genç sultanı yıldırmamış, İstanbul kuşatmasını kaldırmayı bir an bile düşünmemiştir.

Belgrat Savaşı’nın en kızgın anında ordusu dağılacakken düşman üzerine atını sürüp ordusunu şevklendirmesi, dirençli ve motivasyonu yüksek bir lider olduğunun ve başarı yolunda sabredenin muradına ereceğine samimiyetle inandığının işaretidir. Hedefe ulaştıran yol haritası için iyi plânlamalara sahipti. Plânlı çalışmak onun hayat felsefesiydi. Yıllarca yaptığı fikri hazırlık, kurduğu haber alma teşkilatından aldığı istihbaratla, fethedeceği şehirlerin – mesela İstanbul’un – arazi ve nüfus yapısını, teknolojik düzeyini, askeri potansiyelini çok iyi etüt etmişti. İtalyan bilim adamı Langusto, Fatih’in harp sanatına düşkün ve iyi bir teknik bilgiye sahip olduğunu ifade ederken; ayn› dönemde yaşayan pek çok batılı ilim adamı da zaptetmek istediği yerleri karış karış bildiğini hayranlıkla belirtmekten kendilerini alamamışlardı. Nitekim zincirle kapatılan Haliç’e, Beşiktaş’ta demirli gemileri karadan kızaklar üzerinden taşıtması, Fatih’in plânlamacılığının, takdik dehasının yüzlerce örneğinden sadece bir tanesidir. O geliştirdiği savaş stratejileriyle yalnız surları değil Avrupa’nın ortaçağ karanlığındaki tabuları da yıkmıştı.

Gelişime ve değişime açık bir sultandı. Nitekim İstanbul kuşatmasında havan topunu, “Şahi” isimli büyük topları, “Kişver-gûşa” adı verilen kuleleri hazırlatması, İşkodra ve Rodos kuşatmalarında yangın roketlerini kullanması dünya tarihinde ilk kez gerçekleşen yeniliklerdir. Bu yenilikler teknolojik alanda dünya bilim tarihinin kilometre taşları olmuş, yenilikçi bir sultan olan Fatih Sultan Mehmet’e çağlar üstü bir ün ve nam kazandırmıştır. ‹lim ve alime çok değer verirdi. Her Osmanlı hükümdarı gibi hayatının her ânı plânlıydı. İdari ve askeri çalışmaları dışında zevk ve sefaya dalmaz, ilim meclisleri kurdurup devrin önde gelen âlimlerinin ilim ve irfanlarından istifade ederdi. Nitekim devrinde dünyaca ünlü matematikçi Ali Kuşçu’yu İstanbul’a getirtip kurduğu Fatih Medresesi’nin müfredatını hazırlatmış, bunun yanında devrin önde gelen bilim adamlarını milliyetlerine bakmaksızın başkente davet ederek beyin göçünü ülkemize yönlendirmiş, böylelikle devrinde İstanbul dünyanın kültür başkenti olmuştur.

Fatih’i Dâhi Kılan Özellikleri

Fatih olmak, lider olmak, başarılı olmak, farklı olmaktır. Bir düşünürün dediği gibi: “Aynı gökte uçarlar ama kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.”

Nitekim Fatih,

• Sonuçları önceden beyninde yaşayıp, tasarlayan bir ufka,

• Milli ve manevi isteği zirvede olan bir iştiyaka,

• Kendinin ve milletinin başarabilme istidadı olduğunu gören bir inanca,

• Gayesine göre yaşayan bir adanmışlığa,

• Amaçlarını gerçekleştirebileceğini keşfeden bir sezgiye,

• Fiziki ve duygusal bir olgunluğa,

• Aynı yolda aynı hedefe yürüyen usta bir beyin takımına sahip dâhi bir şahsiyet olup, bizler için örnek bir şahsiyettir.

Bir yanıt yazın 0

Your email address will not be published. Required fields are marked *