Omega Erboğa

Çıplak gözle sönük bir yıldız gibi görünen Omega Erboğa, MS 1. yüzyılda Ptolemaios tarafından da böyle bir yıldız olarak kataloglanınıştır. Adından yıldızın Erboğa takımyıldızının en parlak yirmi dördüncü üyesi olduğu anlaşılıyor. Takımyıldızlardaki en parlak yıldızlar, 1603 yılında Alınan amatör gökbilimci Bayer tarafindan, parlaklık sırasına göre Yunan alfabesinin harfleriyle adlandırılmıştır: Alfa, Beta, Gama . . . Bu sıralama Yunan alfabesinin son h arfi Omega’ya kadar gider. Çağdaş gökbilimciler hala bu sistemi kullanıyor, ama daha fazla sayıda yıldızı adlandırabilmek için rakamlara da başvuruyorlar (örneğin Gl Kuğu, 30 Kılıçbalığı).

1667 yılında Willi aın ve Caroline Herschel, yedi metre boyundaki dev teleskoplarıyla sistematik bir biçimde gökyüzünü tararken Omega Erboğa da görüş alanlarına girdi. Bu cismi n çok sayıda yıldızdan ol uşan zengin bir küme olduğunu anladılar. Gene parlak bir gökbilimci olan oğulları John , küme hakkında şunları yazmıştır: “Görkemli Omega Erboğa yı ldız kümesi, ne tür bir karşılaştırma yapılırsa yapılsın , gökyüzünde ken di türündeki en büyük ve en zengin kümedir. İçindeki yıldızları
saymak olanaksızdır. .. ”

Gerçekten de Omega Erboğa, altmış ışık yı lı büyüklüğündeki küresel bir yıldız bulutunun içine sıkışmış yaklaşık bir milyon yıldızı kapsamaktadır. Güneş’e yakın bölgelerde bu büyüklükte bir hacme sahip yalnızca birkaç yüz yıldız bulunur. Bu sistemlere yoğun , küresel biçimlerinden dolayı küresel küme adı verilmiştir. Bunlar Samanyolu’nun oluşumundan hemen sonra ortaya çıkan, galaksim izdeki en eski yapılardır.

Bir küresel küme yaşlandıkça, yıldızlar zamanla evrim geçirir ve renkleri ve parlaklıkları değişir. Önce, en büyük kütleli yıldızlar h idrojenlerini tüketerek kırmızı dev yıldızlara dönüşür ve süpernova olarak patlar. Zamanla, daha küçük kütleli yıldızlar da çekirdeksel yakıtlarını tüketir ve ölür. Günümüzde, Omega Erboğa gibi yaşlı kümelerde bulunan Güneş benzeri yıldızlar çoktan kırmızı dev evresine girmiştir bile. Bu karakteristik evrimsel değişimler sayesinde, gökbilimciler küresel kümelerin yaşını oldukça başarılı bir biçi mde hesaplayabiliyor. Küme oluşması için geçmesi gereken sürenin kısa olduğu düşünüldüğünden, en yaşlı küresel kümelerin yaşı, tüm Samanyolu sisteminin kendisinin yaşını verir. Bu yaş için en iyi tahmin on üç milyar yıl olup en düşük sınır on milyar, en yüksek sınır ise on sekiz milyar yıldır.

Omega Erboğa’nın uzaklığı yirmi bin ışık yılıdır, Samanyolu’ndaki bazı küresel kümelerin uzaklığı bunun beş katı kadardır. Küresel kümeler, Samanyolu’nun çevresinde çok büyük ve kabaca küresel bir hale
oluşturur. Evrendeki bildiğimiz en eski yapılar olan küresel kümeler, bize kendi galaksimizin ve diğer galaksilerin nasıl oluştuğu konusunda çok değerli bilgiler verir.

Bir yanıt yazın 0

Your email address will not be published. Required fields are marked *